2 Ekim 2010

konsinye hikayeler..


beyaz bi kağıdın üzerine resim çizip kesilmişim gibi özel hissediyorum ben kendimi duyana duymayana ilan olunur...hiçbir yüzeyde aynısı olmicak cinsten..o/nun yüzeyinden bi parçadan sanki..sonra vodoo bebekleri gibi etrafımı sarıyor rengarenk ipler..tam da fonundaki gibi sihirli..arada kendi kendime batırdığım iğnelerin acısını sen benden daha fazla duyuyorsun..
şevkat dedim bugünlerde ihtiyacım olan..hani mevsimsel sanırım sarışın aptal bi dünya kadar şevkat..hayır değil o değil de şefkat var bende-ki doğrusu da bu...hayır dedim şefkatte çok sert sessiz var benim istediğim daha yumuşağı..ellerim dedi ki zaten bütün kavgalar da bundan çıkmamışmıdır yaşamda..
bu aralar yersiz yurtsuz,kendini kaybetmiş bi güven duygusu geldi de oturdu ya içime..nereden çıktı anlamadım?artık endişelenmiyorum..kendimden hariç kim saldırsa ruhuma,hattori hanzo kılıcımı çıkarıveriyorum..evet blog anladığın gibi ben bu aralar gene pek geçimsizim..kırmakta/kaybetmekte sınır tanımıyorum..çok isim eksilttik üzüldün mü?
son zamanlarda çok yoruluyorum,çok yakınıyorum..yaşlanıyorum be blog..
dse sevgilisi çiçek kızdan ayrıldı..kız bi anda dedi ki;bazen özlüyorum,bazen hiçbişey hissedemiyorum..ben o kadar etkilendim ki bu durumdan..çünkü dse yanıma geldiğinde üzerine sıcak su dökülmüş küçük bi kedi yavrusu suratı ifadesi vardı yüzünde..şok hali..geçer diyebildim sadece bu da geçer..ama ne olucak bizim halimiz dedi?sen ben bozo?ne olucaz böyle?nereye kadar laylaylom yapabilirim ki dedi?çok acımasızca ama belki alışmak lazım..benim 5 dakikam 5 dakika senin kaç dakika?bu sıralar daha uzun olmalı?
ve azmin zaferi..annekuşum sigarayı bıraktı..dırdırvırvır..pis kokuyo..ağrılarla ölücen..parmaklarını kesicekler..iğrenç kokuyosun..dırdırvırvır..bunlar çok etkili cümleler..tabi bayaa bi yıl tekrarlamalısınız sayın blog..bugün 3.gün..1 hafta olduğunda ona kocaman çikolatalı bi karadeniz pastanesi pastası alicam..bırakan herkese de bizzat birinci haftalarında pasta alma taahhüdü veriyorum..buraya da imzamı atıyorum be blog..
hadi gel uyuyalım seninle..o türk filmindeki gibi..güven duyarak..

hadi gel uyuyalım çok geç oldu..

1 yorum:

Unknown dedi ki...

ramazan bayramıydı. aylaktım , canım sıkılıyodu , hıncımı fayrfoxtan ve gogıldan alıyordum. karşıma çıktı blog. sevmem ben pek blogları. çünkü blog deyince aklıma haylaz ev kadınlarının işe yaradığını göstermek için yaptığı üj-bej elişi örnek geliyor. baktım hepi topu iki elin parmakları kadar yazar , yazarda yazar. ilk okuduğum hikaye ilk yorum yaptığım kişinindi. acayipti. hem edebiydi hem kuralsız. anlamsızlığa bi anlam yüklüyordu. sonra döndüm biraz gerilere , eskilere döndükçe sevdim bu bloğu. sevdirdi bişii bana. önce adına takıldım yazarın. 2bi n'ola ki? sonra son zamanların meşhur ingilizce rakam söyletme modasından geldiğini düşündüm. tuvbi - tubi, iyi de ne demek ? neyse etkilenip epey eski yazılarına kadar gittim baktım ki daha çok etkileniyorum vazgeçtim. tabii bu arda kendimce analizini yaparken dişi bir cinsiyete sahip olduğunu anladım , hoşlandım. çünkü ben cinsiyet(-önem)siz arkadaşlık kuramıyorum be blog. sevgilisi oldum hayalimde , her yazdığını üstüme alındım. rafımda sakladığım en beyaz kağıdıma çizdim onu elimi kaldırmadan. ne çok hoşlanmış ne özel hissetmişti kendini. canlandırıyordum onu beynimin derinlerinde. muziplik yapıp iğneliyordu biyerlerini , ben üzülüyordum sevgilim acıtma kendini. fıstıkçı şahap abiyi hatırladım , aman yarabbi ne sert adamdı o öyle. onun sertliğinden etkilenirdi kadınlar ama negatif yönde. onun yüzünden şefkat istemez olmuşlardı , şevkatti aradıkları. aldım beyaz kağıdımdaki karakalem sevgilimi , konuştum ruhumdan. eritmek istedim çizgilerini. o da ne ben okşamaya çalıştıkça o saldıracağımı düşünüyor yaralı kedi yavrusu gibi. savuruyor pençelerini çiziyor yüreğimi. olsun ki , ben unuturum yeter ki resmim karalanmasın.
ey sevgili! şevkatim yeterse gel beraber uyuyalım sen uzan ben göğsüne yatayım.
p.s. bu yorumu yayınlamayanın tavukları ölsün.