29 Temmuz 2010

burun farkı,uzun ara..


incelikler canımı sıkıyor bu ara..yaşamımın hiç bir döneminde bana yapılmayanları tabi..resmen kıskanıyorum..bugün sondan başa doğru gidelim be blog..sana dünden anlatmaya başlayacağım..çok sıcaktı ve kalabalık bi edro günüydü..çünkü çarşamba..neyse akşamüstü elimde pazar malzemeleriyle marketin birine gittim..3-5 kolay yemek malzemesi aldıktan sonra da kasaya(aslında canım tereyağlı karides istemişti ama zor geldi yapmak)gittim..benden önce yeni evli oldukları kızın kollarından belli olan bi çift..bi iki şey almışlar torbalarla boğuşuyorlar..üstelikte kız sarışın..seme seme etrafa bakınıyor..karpuzu kaldırmaya çalıştı..yanındaki demez mi?"sen bırak onu canım taşıyamazsın"resmen çöktüm...çünkü elimde bi sürü pazardan alınmış fasülye,börülce,domates,biber..yoldaki market malzemeleri..tanrım dedim ya bu nasıl bi adalet?kendime acıdığım andır ki;çok nadir hissederim..hayatımın hiç bi döneminde bi karpuzu taşıyamayacağımı düşünen bi adem evladı olmadı..buna aile eşrafım da dahil..hiç otogardan almaya gelen olmadı beni mesela..ortaokuldan sonra evden ayrılmama rağmen..öyle küçük halimle gittim geldim..hiç bi işimi kolaylaştıran olmadı ağlaya zırlaya,bağıra çağıra hep kendim yaptım..market çıkışı yandaki manavdan en küçüğünden bi karpuz aldım ve kaderimi sorgulayarak evin yolunu tuttum;iki gündür bu mevzuuya takığım..

pazartesi akşamı tom cruise ve cameron diaz'ın knight and day filmini izledim..görevimiz tehlike tadında,aksiyon sahnelerinin estetik olduğu,hoşta bi aşk tadı olan eğlencelik bi filmdi..aksiyonla latin müzikler müthiş olmuş..tom'un yaşlanmış olması bende garip bi hüzün yaratsa da ona olan zaafımı azaltmaya yetmedi..ne de olsa her yaşın ayrı bi güzelliği var..

salı meleğimle ve kardeşiyle eller havaya gittik..çıkış itibari ile tiyatro olsa da amacımız sona erdiremeden bi deniz kenarı bara attık kendimizi..aman ne keyifli bi geceydi..gecenin son süprizi oğlum yağızcan'la karşılaşmamızdı..o ve erdem beni geleceğe dair umutlandırıyor..keşke onun gibi bi oğula sahip olabilsem..nasıl tatlı,nasıl saygılı..bigün eminim büyük adam olucak..

pazar bütün gün güneşlendik,bira içtik,dedikodu yaptık..tabi ben kızarmış tavuktan halliceyim şu sıralar..yazın en dinlenceli günlerinden biriydi..körfez çok kalabalık be blog..değil havlunu serip,kıçını koymaya adımını atmaya yer yok..gidin artık gidiiiiinnn kış kııışşşşşşşş diye cazgırlık yapasım var..

2 yıldan sonra bi geleneği gerçekleştirip candan konserine gittik cuma..kadın gene söyledi..sahneye bi beyaz kadın bu kadar mı yakışır?beyaz,iri ve güzel..harikaydı..yakamoz eşliğinde anfi tiyatro konserleri inanılmaz keyifli..

dalıp,dalıp çıkıyorum suyun yüzüne..iyice inancımı yitirdim..bu gevşeyen ilişki durumları,zoraki gülümsemeler,egoları kapıştırmalar,aile içi şiddet durumları,yitip giden dostluklar ağır bi çöp kokusu gibi yaşamda..rötuş hiçbir şekilde kokuyu dağıtmıyor..artarak azalan bi ivmeyle aşka olan inancımı kaybediyorum..aslında hep konuştuğum "aşk yok" hikayesine evet bende inanmıyorum..biyerlerde var,yaşanıyor..benim mi gitmem lazım o yerlere,o yerler mi bana gelmeli?bunun ayrımındayım ben şimdi..bi tangoya danışmalı..

şu yoruma çok güldüm boz tarafından yapılan.."2bi cumartesi akşamı evdeydin hayırdır bişey mi var hasta mısın?kışın bile durmazdın?" :) seviyorum bozoyu..

bide acaip durum gelişti bikaç haftadır..10ur söyler ben yazarım..çok eğlenceli...10uuurrr iletim geldi..

herkesi seven hümanist biri değilim ben..ama bu aralar pek bi kötü-tepkisizim..çok fazla cadalozluk yapmıyorum..sıcaklara bağlıyorum bu durumu :) tanrı ruhumu korusun ve kutsasın :)

kaldır başını,

aşk belden yukarıda sevgili!






Hiç yorum yok: